Bilim adamının dünyasını anlayabilmek…

19 Mayıs 2017 Cuma, 14:24

Kemal Çiftçi

  • İvan Petroviç Pavlov. Bu ismi mutlaka duymuşsunuzdur. Fizyoloji ve psikoloji alanındaki çalışmaları ile ün yapmış. Özellikle de Pavlov’un Köpeği olarak bilinen deney ile tanınıyor. Aynı zamanda Nobel ödülü sahibi. Herkes onu şartlı refleks ile hatırlasa da, ona asıl ün kazandıran çalışması sindirim üzerine yaptığı deneydi. 1904’te ona Nobel Ödülü’nü de bu sayede aldı ve böylece dünya çapında isim yaptı.

İvan Pavlov, doğru ve kesin bilgiyi her şeyin üstünde tutan, bilim alanındaki başarılarıyla gerçek anlamda devrimci bir ruha sahipti. Hayatını resmen bilime ve kurucusu olduğu psikofizyoloji ile deneysel psikoloji alanlarına adamıştır. Çalışmalarına neredeyse hayatının son anına kadar hiç ara vermeden devam etmiştir.

Günlük işlerle pek ilgilenmez, bilimle alakasız sıradan olayları takip dahi etmezdi. 1917’de Bolşevik devrimi olduğu gün, laboratuvara 10 dakika geç gelen asistanlarına neden geç kaldıklarını sorar. “Bugün devrim oldu, dışarısı çok karışık.” derler. Bunun üzerine Pavlov, “dışarıda olan şeyler bizi ilgilendirmez, işimize bakalım’’ cevabını verir. İşte gerçek bilim adamı bu.. Sadece ve sadece kendi işiyle uğraşır. Kendine ait olmayan işlerle meşgul olmaz. İşine öylesine yoğunlaşmıştır ki, o dünyanın dışındaki her şey onun için teferruattır. Aslında sanatçılar için de aynı şey geçerlidir. Kısacası adanmış tüm insanlar böyledir. Başka türlü başarılı olmaları da mümkün değildir.

Bir başka örnek de bizim medeniyetimizden. Nizamülmülk ve Nizamiye medreseleri… Selçuklu Sultanı Alpaslan döneminde başlar medreseleri kurmaya. Yatılı ve burslu olan bu medreselerde fakir ailelerin en zeki çocukları alınırdı. Son derece başarılı bir eğitim verilirdi buralarda. Daha sonraları Afrika’da ve Endülüs’te de örnek alınacak kurumlar oluştu böylece.

Selçuklu veziri Nizamülmülk’ü çekemeyenler onu Sultan Melikşah’a şikayet ederler ve derler ki: “Nizamülmülk her yıl alimlere 300 bin altın harcıyor. Eğer bu para ile bir ordu donatılsa İstanbul’u bile fethetmek mümkündür.” Melikşah, vezirine bunu sorar ve Nizamülmülk’ten şu cevabı alır:

“Allah, sana ve bana, kullarından hiç kimseye nasip etmediği ikramlarda bulunmuştur. Buna karşılık sen, Allah’ın dinini yüceltmeye çalışan, onun Aziz Kitabına hizmet edenlere yılda 300 bin altın sarf etsen çok mudur? Sen her yıl askerlere onca para harcıyorsun. Halbuki bunların en kuvvetlisinin attığı ok, bir milden öteye gitmez. Bunlar ellerinde bulunan kılıçlarıyla yalnız yakınlarındaki kimseleri öldürebilirler. Ben ise bu para ile öyle bir ordu donatıyorum ki, onların okkası ve dividi olmazsa sen hiçbir şey yapamazsın.” Bunu duyan ve böylece alimlerin ne kadar değerli olduğunu hatırlayan Melikşah duygulanır:  “Sen bu ordunun sayısını elinden geldiği kadar artır; sana istediğin kadar para hazır, dünyanın serveti senindir.” der.

O gün Nizamiye medreselerinin yetiştirdiği alimler, Selçuklu toplumunu bugünkü İŞİD benzeri sapık fırkaların tehlikelerinden korudu ve Batınilerin daha fazla yayılmasını önledi. Nizamiye Medreselerinde yetişen alimler sayesinde, Kuzey Afrika’da kurulan Fatımi devletine rağmen, o bölgelerde Batıni hareketler kısa zamanda sönüp yok oldu.

Pavlov’un bulduğu şartlı refleks de 2.Dünya Savaşında Rusların Almanya karşısında üstünlük sağlamasında büyük katkılar yaptı. Hitler’in tankları Leningard’a çok yaklaşmıştı. Sovyetler Birliği, o günlerde şartlı refleks ile üne kavuşan Pavlov’dan yardım ister. Pavlov kendilerinden iki ay gibi bir süre ister ve şartlı refleksi savaş ortamına uyarlar. Şartlı refleks olarak bu defa zili değil, tankları kullanır Pavlov. Tankların altına etleri saklar ve aç köpekleri bıraktığı zaman köpekler her defasında etleri tankların altında bulurlar. Bir süre sonra, tankların altında et olmasa da köpekler buna şartlandıkları için eti her zaman ilk olarak tankların altında aramaya başlar. Bu başarıldıktan sonra geriye tek bir şey kalır; köpeklere bomba bağlamak. Köpekler Alman tanklarının olduğu yerde bırakılır ve şartlanmış köpekler, et bulmak umuduyla Alman tanklarına doğru koşmaya başlar ve tankın altına girdiği an Sovyet askerler bombaları patlatır. Alman ordusuna büyük zarar verilir. Sovyet ordusu bu yöntem sayesinde üç yüz kadar Alman tankını imha etmeyi başarır.

Sadece bu iki örnek bile, ülkelerin mukadderatında bilimin ne kadar önemli olduğunu göstermeye yeter.

https://youtu.be/hhqumfpxuzI

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz