TL NASIL İTİBAR KAZANIR?

27 Mayıs 2018 Pazar, 14:50

TL’nin dolar karşısında hızla erimesini durdurmak mümkün mü? Bu konuda acilen yapılması gerekenler neler? Güçlü paralar kendilerini nasıl koruyorlar? TL’nin orta ve uzun vadede daha sağlam bir para birimi haline gelmesi için yapılması gereken düzenlemeler nelerdir?

ERGÜN YENER ile ilgili görsel sonucu

Prof. Dr. Ergün Yener

Ulusal para birimimizin kısmen anlaşılabilir temel ekonomik nedenlere dayanan, ancak salt bu nedenlerle açıklanması güç değer kayıpları konusunda benden daha bilgili kişi ve kurum yetkililerinin affına intizaren   sadece kısa vadede acilen yapılmasında yarar gördüğüm bir kaç önlemi ilgililerin dikkatine sunmak istiyorum.

Bu seri önerilere daha sonra yeni eklemeler yapabilirim. Bu vesile ile belirtmek isterim ki, burada ele aldığım konular sadece şimdiden başlanması gereken uzun vadeli stratejik ve yapısal ekonomik yeniden yapılanma seferberliğinin temeline atılacak bir ‘ilk harç’ niteliğindedir.

Kaynak kullanımında akılcılık, sürdürebilir kalkınma, çevre, döngüsel ekonomi, temel bilimler, ileri teknoloji ve inovasyon odaklı araştırma- geliştirme, katma değeri yüksek ve kaliteli üretim, holistik (bütünsel) plan perspektifi gibi konuların her biri üzerinde aylarca kafa yormamız ve tasarımlar geliştirmemizin şart olduğu bir dönemin içindeyiz.

Bu bakımdan aşağıda belirtmek istediğim (ve daha sonra yenilerini ekleme hazırlığı yaptığım) önlemler sadece bir başlangıç oluşturmaktadır:

1. Bütün döviz bürolarına sadece yabancı turistlerden, (sıkı bir kayıt ve denetim sistemi çerçevesinde) döviz satın alma yetkisi verilmeli, satın aldıkları döviz miktarlarını zamanında banka hesaplarına yatırmaları sağlanmalıdır. Bu şekilde topladıkları döviz miktarının küçük bir yüzdesi TL olarak kendilerine ödenmek suretiyle bu büroların faaliyetlerini idame ettirmeleri mümkün kılınabilir.

Gerekçe: Türkiye’de geçerli ve yasal dolaşım aracı TL’dir ve bu husus göz ardı edildiği takdirde günlük parite değişiklikleri nedeniyle her an değeri değişen ulusal para birimi yerine çoğu insanımız ceplerinde ve banka hesaplarında dolar, avro ve diğer ülke para birimlerini tutmak suretiyle  ulusal para birimimizin değerinin (dış güçlerin gayretine ihtiyaç bırakmayacak şekilde) sürekli olarak düşmesi sonucunu yaratmış olurlar. Bu yargının doğruluğu ülkemiz gerçekleri içinde sürekli olarak kanıtlanmaktadır.

2. Ülke içinde yapılan tüm vadeli satış, kira ve benzeri sözleşmeler sadece TL bazında ifade ve icra edilmeli, diğer para birimlerine dayalı sözleşmelerle ilgili hukuki ihtilaflar konusunda Türk mahkemelerine yapılacak başvurular kabul edilmemelidir.

Gerekçe:  Türk mahkemeleri ve yargıçlarının görevi, TL’sına güvenmeyerek yabancı para birimi cinsinden sözleşme yapanların parite değişimi sayesinde sağlayacakları ek kazançları güvence altına almak değildir. Alacaklı, bu gibi durumlarda parasına güvendiği ülkenin mahkemelerini meşgul etme hakkını kullanabilir!

3. İthalat-ihracat işlemleri yapan veya  yurtiçi ve yurtdışı ihaleler üstlenen yerli ve yabancı firmalar haricinde gerçek kişi ve kurumların bankalarda döviz hesabı açtırmaları  (belirli istisnalar dışında) yasaklanmalıdır.
Bu durumda oluşacağından endişe edilen dolar karaborsası, bugünün ileri teknoloji ortamında sağlanabilecek denetim olanakları ile önemli ölçüde engellenebilecektir.

Gerekçe: Ticari bankalar, TC Merkez Bankası’nın Türk parasının değerini koruma görevini gereğince ifa edebilmesini kolaylaştırıcı bir rol oynamalı ve böylece bu görevin yansıttığı sorumluluğu paylaşmalıdırlar. Mülkiyetleri belirli ölçülerde yabancı ülke yatırımcılarına intikal etmiş bankaların bu sorumluluğu sadece kendi ülke para birimlerinin değerini koruma şeklinde algılamaları halinde TL’nin (muhtemel spekülatif oyunlarla) ne derece büyük bir tehlikeye maruz kalacağı aşikardır.

Bu görüşleri değerlendiren bazı dostlarımın aklına gelebilecek soru şu olabilir: Burada ele aldığım kısmî çözüm önerileri, liberal bir ekonomik sistemden uzaklaşma emaresi olarak eskiden uygulandığı şekilde bir Türk Parasını Koruma Kanunu’na geri dönüş anlamı yansıtabilir mi?

Bu soruya cevabım şudur:  Özal öncesi yürürlükte olan tipte (uygulanması çok zor ve amacının tersine sonuçlar veren) bir yasal ortamın yeniden oluşturulması gerekmeyecektir. Ben ABD ve AB ülkelerindeki para-banka ortamında uygulanan model(ler)in ülkemize uyarlanacağı bir sisteme razıyım. Öyle bir sistem, benim bu yazıda tarif ettiğim özellikleri büyük ölçüde içermiş olacaktır.

Ancak, yasal mevzuat elverse bile, örneğin İsviçre’de hiç bir tasarruf sahibi birikimini sürekli değer aşınmasına maruz kalan yabancı para birimlerine çevirerek mevduat hesabı açtırmaz. Bu, diğer gelişmiş ülkeler ve liberal ekonomilerin öncüsü ABD için de geçerli bir durumdur. Nitekim, ABD’de seyahat dönüşü elinizde kalan Euro gibi sağlam bir para birimini bile mevduat hesabına yatırmak isterseniz, önce elinizdeki miktarı bankanın belirlediği kurdan dolar’a çevirmeniz ve hesabı ancak dolar cinsinden açmanız mümkündür. Orada, bankaların dövizle ilgili hizmetleri vadeli veya vadesiz mevduat hesaplarını değil sadece döviz çeviri işlemlerini kapsar. Kaldı ki bir çok banka bu hizmeti bile sağlamaz. Ayrıca, bir çok bankanın bu çevirme işlemini yapmadığı da konuyla ilgili diğer bilgi kaynaklarında belirtilmektedir. Bizde ise bunun tam tersi bir dinamik işlemektedir.

Kısacası, eski felsefe ve içeriğe sahip bir Türk Parasını Koruma Kanununa değil; koruma amaçlı, güçlü ve bütünsel güvenlik ağları içeren, liberal Batı ülkelerinin uygulamalarına eşdeğer ilkelerle mücehhez bir yasal zemine ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Elimizde bu işi kolaylaştıracak çok sayıda uygulama modeli var; yararlanalım…

Not: Destekleyici bazı bilgiler için bkz. http://traveltips.usatoday.com/deposit-foreign-currency-bank-account-62943.html

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz