Korona Virüs Günlerinde Biyoloji Bilimi Bilgisi

20 Nisan 2020 Pazartesi, 12:36

Biyoloji bilimi ve onun ekolojik yasalarının bilinmesi ve bütünlüklü anlaşılması bugünlerde en çok ihtiyaç duyulan alanı oluşturmaktadır. Eğer ekolojinin işleyişini bütünlüklü olarak öğrencilere ve topluma öğretebilir/benimsetebilirsek insanların kendilerini, çevrelerini daha iyi tanıyacaklardır. Yaşadığımız sorunların çoğu, doğayı ve onun bütünlüklü olarak işleyişini bilmememizden kaynaklanıyor.

Prof. Dr. İbrahim Ortaş

Bütün dünyada nanometrik boyuttaki bir canlının sağlığımızı tehdit ettiği bugünlerde bu canlının biyolojisini, yaşam formunu, işleyişini ve ekolojisini bilmek sorunun üstesinden gelmek bakımından son derece önem arz etmektedir. Biyoloji bilimi ve onun ekolojik yasalarının bilinmesi ve bütünlüklü anlaşılması bugünlerde en çok ihtiyaç duyulan alanı oluşturmaktadır. Eğer ekolojinin işleyişini bütünlüklü olarak öğrencilere ve topluma öğretebilir/benimsetebilirsek insanların kendilerini, çevrelerini daha iyi tanıyacaklarını söyleyebilirim. Yaşadığımız sorunların temelinde şu vardır: Doğayı ve onun bütünlüklü olarak işleyişini yeterince bilmiyoruz. İçinde bulunduğumuz ekolojinin işleyiş mekanizmasını kavrar ve onu kendi yaşamımıza uyarlarsak doğa ile barışık ve mutlu yaşarız. Prof. Dr. Ali Demirsoy, “Şu anda Türkiye’nin sorunlarının % 50’sinden fazlası biyolojik kökenli sorunlardır” diyor. Sayın Prof. Demirsoy’un ekoloji bilgisi, doğayı bütünlüklü kavrayışı ve öğretileri çok faydalı.

Doktora yaptığım yıllarda kütüphanede gördüğüm “bitki sosyolojisi” kitabının içindekilere bakınca toplumlar gibi bitkilerin de belirli bölgelerde kümelendiğini ve bir arada yaşadığını da anlamıştım. Ancak bazı bitkilerin de iç içe bir birinin gelişimini arttırdıkları gibi birbirleri ile rekabet içinde olduklarını da görmekteyiz. Gezip gördüğümüz doğada ve belgesellerden öğrendiğimiz kadarıyla, belirli hayvan gruplarında gruplar halinde belirli coğrafyalarda yaşadığını görüyoruz. Konuya ilgi duyduğumda, çalıştığım doğadaki mikroplar ile bitkilerin yetiştirilmesi konusunda kendi sosyolojileri olduğunu daha iyi anladım. Çalıştığım konunun sosyolojisi ve felsefesini anlamaya ve tanımlamaya çalışıyorum.

Biyoloji Biliminin İnsanlığa Sunduğu Tarihi Katkılar

Biyoloji biliminin en çok konuşulduğu günlerden biyoloji adı geçmese de biyoloji biliminin uygulamalı alanı olan başta tıp, eczacılık ve veterinerlik alanlarının viroloji-enfeksiyon konuları gelmektedir. Bilimlerin gelişmesi için ele alınan konu(lar) hakkında sayısallaştırmış verilerin oluşturulması ve verilerin matematiksel grafikler üzerinden modellenmesi ve pratiğe uygulanması alanın gelişmesine büyük katkı sunmaktadır. Gözlem ve verilerden elde edilen olgular üzerinden hipotez kurmak mümkün, ancak hipotezin test edilmesi deneylemeden mümkün olmayacaktır. Bugünlerde yaşadığımız virüsün ve diğer mikroorganizmaların tarih boyunca milyonların ölümüne neden olduğu biliniyor. Aynı şekilde diğer hayvan ve bitkilerde virüslerin kıyımına uğradılar. Ancak ölümlere neden olan etmenin ne olduğu yani virüsün varlığı ancak merceğin, mikroskobun ve elektro mikroskopun bulunması ile anlaşılır oldu. Kuduz aşısını bulan Louis Pasteur eğer mikroskobu kullanmasaydı, mikrobu tanıyamaz ve izole edemezdi. Robert Koch zamanında Tuberculosis bacillus ve Vibrio cholera gibi hastalığa neden olan bakterileri izole ederken mikroskoptan başkası ona yarımcı olamazdı. Benzer şekilde penicillium adlı yeşil küfün etrafını boş bırakarak ürediklerini ve böylece çeşitli mikroorganizmaların gelişimini engelleme veya yok etme yeteneğine sahip kimyasal maddelerin üretildiği Alexander Fleming’in, tarafından keşfedildi. Antibiyotikler, penisilinin keşfetmesiyle mikroorganizmalara bağlı insan ölümlerinin önüne geçildiği dönem başladı. Bir tarım bilimcisi olan Selman Waksman, Streptomyces griseus adlı bir küfün, tüberküloz bakterilerinin antagonisti olduğunu keşfetmesiyle vereme karşı ilaç gelişilmesi biyoloji biliminin insanlık için yaptığı tarihsel niteliği olan çalışmalardır.

Bu bağlamda hastalık etmeni canlıların fiziki yapıları, morfolojileri, kimyaları ve biyokimyalarının bilinmesi onların işleyişinin anlaşılmasına katkıda bulundu. Bu bağlamda önce fizik ve kimya, gibi bilimler belirli bir düzeyde geliştikten sonra biyoloji biliminin önü açılmış oldu. Bilim tarihi ve felsefesi açısından geçmişten günümüze bilimlerin birikimli kültürlerinin birbirlerine katkıları önemli.

Bugün halen korona virüsün insan vücudundaki etkisini kıracak herhangi bir ilacın ve aşının geliştirilmemiş olması virüsün işleyiş mekanizmasını tam anlamamış olmamızdandır. Bilim insanları virüsün sürekli değişkenlik gösterdiğini belirtiyorlar. Doğanın diyalektiği gereği değişim devam etmektedir ve yarında edecektir. Dünün canlısı bugün olmadığı gibi dünün ilacı da bugün uygulanamamaktadır.

Biyoloji Bilimi Ne İşe Yarar?

Biyolojinin işleyiş yasalarını ve/ya ekolojinin yasalarını bilmek yaşamın işleyişini anlamada önemli rehber olacaktır. Vermiş olduğum “bitki kök bölgesi ekosistemi” dersinin ilk dersinde öğrencilerime camdan dışarı bakıp, doğadaki bitki çeşitliliğini görmelerini ve kendilerine ne öğrettiğini düşünmelerini isterim. Tarım/ziraat ve biyoloji biliminin pratik alt alanını çalışıyoruz. Bitkilerin tohumlarının toprakla buluşması, canlılığın oluşması başlı başına, biyoloji, kimya, fizik, jeoloji, toprak ve atmosfer biliminin yasalarının kooperatif işleyişi ile gerçekleşmektedir. Yer yüzeyinin her karışı üzerinde birbirinden çok farklı yüzbinlerce renk ve büyüklükte bitki çeşidinin varlığı büyüleyici. Kimi çiçek açar, kimi açmaz, kimi buğday, kimi muz, kimi acı biber, kimi ayçiçeğidir. Her biri vücudumuzun gereksinim duyduğu, protein, nişasta, yağ, enzim ve diğer ihtiyaçlarımızı sağlamaktadır.

Düşünebiliyor musunuz, metrelerce yükseklikteki bir ağacın kök bölgesinde yeşeren birçok çim ve baklagillerin iç içe yaşadığını. Her bitki aynı toprakta yeşererek aynı ortamda besin ve su alarak yaşama şansı bulmaktadır. Tabii bir arada yaşarken birbirleri ile rekabete girmektedirler. Ancak diğer taraftan küçük olanda bir eğrelti otu, bir mantar, bir papatya bitkisi de yaşamak için devasal büyüklükteki bitki ile rekabete girerek yaşamak istemektedir.    

Yer yüzeyinde on binlerce değişik büyüklükteki hayvan türü ve çeşidinin olduğunu, kimisini binlerce yıl önce evcilleştirmişiz ve bu evcilleştirdiğimiz hayvanlardan kimisinin etini aşımıza katmış, kimisinin sütü ve süt ürünlerini, kimisinin giydiğimiz elbiselerin ham maddesini sağlaması için kullanmışız. İnsanın doğayı anlaması için daha geniş alanlara ulaşmasını sağlayan atı, eşeği, katırı, devenin katkısını unutmayalım. Bugün araçlarımızın gücünün beygir gücü (horst power) ile ifade edildiğini unutmayalım. Bir yandan da sayısını matematiğin rakamları ile anlatamayacağımız kadar mikroorganizma tür ve çeşitlerini de unutmayalım.  Bu mikropların kimisinin yediğimiz içtiğimiz içeceklerin mayalanmasına katkı sunan bakteri  ve mayalar olduğunu unutmayalım. Bağırsaklarımızda bizim için zorunlu olan vitaminleri yapan, bitkilerin toraktan besin elementlerini alması ancak mikroplar aracılığı ile sağlanmaktadır. Diğer taraftan bu mikropların ayrıştırıcıları olmasaydı, bugün ortalık çöp dağlarından geçilmezdi. Ayrıştırıcı organizmalar insan fiziki gücü ile yapmayacağı kadar çok büyük işleri yaptıkları bilimsel veriler ile bilinmektedir. Bu bağlamda mikroorganizmaların yararlı olanları kadar zarar verenleri de vardır. İşin doğası gereği biz insanlarda, kimimiz insanın yaşamına anlamlılık kazandırıyor, kimimizde başkasının yaşamını zehir ediyoruz. Kimimiz can kurtarıyoruz, kimimiz hiç tanımadığı bir insanın canını alabiliyoruz.

Biyoloji-Mikrobiyoloji Bilimine Olan İhtiyaç Artacaktır

Bu bağlamda bugünlerde en çok ihtiyaç duyulan alan olan biyoloji biliminin temel yöntemleri ve onun diğer bilim disiplinlerinin yöntemleri birbirleriyle ilişkisidir. Doğada hiç bir şey tek başına değildir. Her şey birbiri ile ilişkilidir. Virüsün yarattığı etki nasıl ki yaşamın bütün alanlarını sağlığımızdan siyasete kadar her alanı etkilediyse, bilimin bütün alanlarını da ilgilendirmektedir. Konu biyolojinin alt alanı olan tıp sağlık doğrudan fizik, kimya, coğrafya, beslenme gibi birçok alan ile ilişkilidir. Bilimsel yaklaşım ve yöntemle er-geç sorunun üstesinden gelinecektir. Bu bağlamda bilim ve bilim insanlarının çalışmalarına hep ihtiyaç duyulacaktır. Covit-19 salgını sonrası bugüne kadar az ilgi gören biyoloji ve özelde mikrobiyoloji bilimi daha çok ilgi görecektir. Bu vesileyle biyologlar günü bütün biyoloji alanında çalışan herkesin günü kutlu olsun. İyi ki varsınız, öğrettiklerinizle içinde yaşadığımız canlı dünyayı daha iyi anlıyoruz.

                                                     

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz