Eğitimin Temel Sorunları ve Çözüm Önerileri

19 Haziran 2020 Cuma, 10:31

Mevcut eğitim sistemi yapısı ile Türkiye ekonomisi “orta gelir tuzağı”ndan kurtulamaz, 2023 ve 2071 hedeflerine ulaşamaz. Her düzeyde eğitimi kapsayan, toplumun tüm kesimlerini kucaklayan, eğitimde fırsat eşitliğini gözeten, eğitim kurumları arasında kalite farkını azaltan, yüksek nitelikle eğitimci teminini ana hedef olarak belirleyen tedrici bir eğitim reformu zaruridir.

Prof. Dr. Recep Öztürk
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi

Eğitim, sağlık, adalet, iç güvenlik, savunma, ekonomi alanlarının yönetimi devlet olmanın olmazsa olmazları arasındadır. Bunlar arasında en önemlisi eğitimdir ve diğer temel bileşenlerin var olabilmesi eğitimle gerçekleşir. Devletlerin güçlü olabilmesi iyi eğitim almış fertlerin varlığını gerektirir. Günümüzde eğitim, kadim medeniyetimizin temel düsturu olan “beşikten mezara kadar eğitim” hakikatine ulaşmış ve “sürekli eğitim / yaşam boyu öğrenme”  anlayışı günlük hayatımıza girmiştir.

Eğitim uzun yıllardır öncelikli gündemimizde olmasına rağmen, halen okul öncesi, ilköğretim, ortaokul, lise, yükseköğretim, lisansüstü öğretim ve sürekli eğitim alanlarında, başta insan gücü olmak üzere, teknik donanım, fiziki alt yapı ve diğer konularda  değişik sorunlar mevcuttur.

Dünya genelinde eğitim kalitesini ölçme ve değerlendirme konusunda değişik çalışmalar yapılmaktadır. Bunlardan en önemlisi OECD tarafından üç yılda bir yapılan ve 15 yaş grubu gençlerin eğitim durumunu araştıran PISA (Programme for International Student Assesment : Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı)  en kapsamlı, “fen, matematik, okuma” bilgi ve beceri ölçme değerlendirme programıdır. PISA programına ülkemiz 2003 den beri katılmaktadır (1-3). Yıllar içindeki durumumuz tabloda gösterilmiştir.

Tablo
  2003 200620092012
MatematikKatılımcı ülke sayısı Türkiye’nin sırası41
35
57 4365 4365 44
Fen bilimleri  Katılımcı ülke sayısı Türkiye’nin sırası41
33
57
44
65 4365 43
Okuma becerisi  Katılımcı ülke sayısı Türkiye’nin sırası41
35
57
37
65 4165 41
Ülkemizin PISA’ daki durumu (2003 – 2012)

PISA , TIMSS (The Trends in International Mathematics and Science Study)  ve TERCE (Third Regional Comparative and Explanatory study)        testleri birlikte kullanılarak yapılan «eğitim düzeyi karşılaştırması”nda ülkemiz 76 ülke arasında 41. durumdadır (4).

Bu durum ülkemizin yüksek öğretim öncesi eğitim durumunun, ekonomik gelişmişliğimize göre  daha  geride olduğunu göstermektedir.  Söz konusu değerlendirmelerde, katılımcı ülkelerin sayısının artmasına rağmen, son yıllarda genel sıralamalarda kısmen daha üstlere çıkmaya başlamamız ümit verici olsa da yeterli değildir.

Benzer durum yükseköğretim alanında da mevcuttur. Dünya üniversiteleri arasında kıyaslama yapan değişik sıralama sistemlerinde ülkemiz üniversiteleri beklenen başarı düzeyinde değildir.

Şangay ARWU sıralamasında ülkemizden İstanbul Üniversitesi dışında bir üniversitemiz yıllardır ilk 500’e girememektedir (5). İtibarlı diğer  bir sıralama olan Times Higher Education (THE) un sıralamasına göre 978 üniversite arasında ülkemizden 18 üniversite yer alabilmiştir (6). Ancak henüz ilk 200’de bir üniversitemiz yoktur.

Benzer şekilde nitelikli araştırmalar bakımından durumumuz beklenen düzeyin çok altındadır. “Scopus” verilerine göre, 1996-2015 yılları arasında yapılan toplam uluslararası yayın sayısı açısından 239 ülke arasında ülkemiz 20. sıradadır. Atıf sayısı açısından 27. sırada olan ülkemiz,  yayın başına atıf sayısı açısından 161. sıradadır (2014 yılında 162. ) (7,8). Bu mevcut bilimsel yayınlarımızın kalitesi, bilimsel değeri açısından olumsuz bir sonuçtur (8,9).

Ülkemizde son 15 yılda okullaşma ve diğer yönlerden nicelikçe önemli ilerlemeler sağlanmakla birlikte, aynı gelişme bazı olumlu adımlara rağmen kalite açısından  henüz gösterilememiştir. Peki kalitede arzulanan ilerleme nasıl sağlanacaktır?

Eğitimde kaliteyi yakalamış, yukarıda bahsedilen değerlendirme sistemlerinde üst sıralarda yer alan değişik ülkelerin (Singapur, Güney Kore, Kanada, Finlandiya, Çin-Şangay ve Hong Kong, Japonya, İsviçre…)  tecrübelerini kendi tecrübemizle sentezleyerek yapacağımız tedrici bir eğitim reformuna ihtiyacımız vardır.

Eğitim reformu, belli bir grup öğrenci için değil, «herkes için yüksek başarı» sağlamayı hedeflemeli, eğitimde fırsat eşitliği ilkesine mutlaka uyulmalıdır.

Eğitim reformunun en önemli bileşeni kaliteli öğretmen ve kaliteli öğretim üyesidir. Eğitimcinin kaliteli olması işin olmazsa olmazıdır.

Toplumun tüm katmanlarının temsiliyle sağlanacak katılımlarla, ortak akılla belirlenecek politikalarla oluşturulacak “yeterlilikleri” esas alan eğitim sistemi, öğretmen ve aileyi sisteme katabilmeyi başarmalıdır.

Öğretmenler, yüksek öğretim talebinde bulunanlar arasından ilk yüzde %10 içinden seçilmeli, akredite edilmiş fakültelerde eğitimleri sağlanmalı, nitelikli yüksek lisans eğitimi sonrası öğretmenliğe atanacak öğretmenlerin yenilikçi ve yaratıcı olmalarını sağlayacak mekanizmalar geliştirilmelidir. Sadece lisans eğitim döneminin kalitesiyle değil, sürekli eğitim imkanları ve özlük haklarıyla öğretmen kalitesinin yaşam boyu sürmesi sağlanmalıdır. Öğretmenler, bilgi nakli değil, öğrenmeyi ve düşünmeyi öğretebilen, yüksek kültürlü kişiler olmalıdır (10).  “Bir eğitim sisteminin performansının , öğretmenlerinin kalitesi kadar yüksek olabileceği” unutulmamalıdır.

İnsan gücü, fizik alt yapı, teknik donanım açısından asgari standartlar ile birlikte çerçeve bir ulusal müfredat dışında, merkezi bir ayrıntı belirlemeden, okulların  yüksek hedefler koyması; hedeflere ulaşmada öğretmenlere yetki verilmesi, öğretmenlerin yenilikçi düşünceler geliştirmede öncü olması ve hesap verebilir olması temin edilmelidir.

Eğitimde diğer önemli bir konu, okullar arası kalite farkıdır. Bu fark,  ülke düzeyinde en aza indirilmeli, ilk hedef olarak %30 un altına, zamanla daha da azaltılarak ideal olarak  %10 un altı hedeflenmelidir.

Yükseköğretimde insan gücü, fiziki alt yapı ve teknik donanım açısından asgari standartlar belirlenip, standartları sağlayamayan birim ve kurumlara yükseköğretim yapma izni verilmemelidir. Yükseköğretimde nicelik açısından kısmen yeterlilik sağlanmış olduğundan bundan sonra tüm çabalar kalite için harcanmalıdır.

Kaliteli bir lisans eğitimi sonrası, yüksek kaliteli bir lisans üstü eğitim sağlanmalıdır. Özellikle doktora eğitiminde yüksek kaliteden taviz verilmemelidir. Bütün bunları sağlamanın olmazsa olmazı  kuşkusuz kaliteli öğretim üyesidir. Alanında en iyi kişilerin öğretim üyesi olmasını sağlayan bir sistem kurulmadan, yükseköğretimde kalite sağlanamaz. Akademik yükseltme ve atamalarda ülkenin geneline, hatta uluslararası baş vuruya açık, adil bir yarışın olduğu bir yükseköğretim sistemi kurulmalı, üniversitelerde “içten beslenme” yoluyla kadro verilmesi sonlandırılmalıdır. Atama ve yükseltmelerde nicelik değil, nitelik ölçütleri geçerli olmalıdır. Nitelikli öğretim üyesinin eğitim, öğretim, araştırma, gerekli alanlarda kaliteli hizmet dışında bir uğraşı olmamalı, böylesi bir duruma ihtiyaç hissetmemeli, özlük hakları ülke imkanlarına göre tatmin edici olmalıdır.    

Unutmayalım ki, var olan eğitim sistemi yapısı ile Türkiye ekonomisi “orta gelir tuzağı”ndan kurtulamaz, 2023 ve 2071 hedeflerine ulaşamaz. Her düzeyde eğitimi kapsayan, toplumun tüm kesimlerini kucaklayan, eğitimde fırsat eşitliğini gözeten, eğitim kurumları arasında kalite farkını azaltan, yüksek nitelikle eğitimci teminini ana hedef olarak belirleyen tedrici bir eğitim reformu zaruridir.

Kaynaklar

  1. http://www.oecd-ilibrary.org/education/pisa_19963777 (erişim tarihi, 11 Kasım 2016)
  • Şirin SR, Vatanartıran S. PISA 2012 Değerlendirmesi :Türkiye için veriye dayalı eğitim reformu önerileri, TÜSİAD, TÖDER, 2014,

www.tusiad.org/__rsc/shared/file/TUSİAD-pisa-rapor.BASKI.pdf

3. Anıl D, Özer Özkan Y, Demir E. PISA 2012 Araştırması Ulusal Nihai Rapor,  https://drive.google.com/file/d/0B2wxMX5xMcnhaGtnV2x6YWsyY2c/view

4. http://www.bbc.com/news/business-32608772 (erişim tarihi, 11 Kasım 2016)

5. http://www.shanghairanking.com/ARWU2016.html (erişim tarihi, 11 Kasım 2016)

6.https://www.timeshighereducation.com/world-university-rankings/2016/world-ranking#!/page/0/length/25/sort_by/rank_label/sort_order/asc/cols/rank_only

7.Öztürk R. Bilimsel yayın noktasında neredeyiz? Sağlık Düşüncesi ve Tıp Kültürü Dergisi, 2015; 37:10-13 (http://www.sdplatform.com/Yazilar/Kose-Yazilari/455/Bilimsel-yayin-noktasinda-neredeyiz.aspx)

8.http://www.scimagojr.com/countryrank.php (erişim tarihi, 11 Kasım 2016)

9.Yazıcı H. Gerçek bir bilim bize çok yabancı, Sağlık Düşüncesi ve Tıp Kültürü Dergisi, 2016; 38:62-63 (http://sdplatform.com/document/edergiler/SD_38.pdf)

10.Topçu N. Türkiye’nin Maarif Davası, 3. Baskı, Dergah Yayınları, İstanbul,  1997.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz